Rus Devrimi

1917’de Rusya’da çarlık rejiminin devrilmesiyle sonuçlanan devrim. Rus Devrimi, Sovyet Devrimi, Büyük Ekim Devrimi diye de bilinir. 19. yüzyılın sonlarında Rusya, dünyadaki en önemli ülkelerden biriydi. Geniş bir alana yayılmıştı, nüfusu 130.000.000’un üstündeydi, büyük ve güçlü bir orduya sahipti. Ancak bu güçlü görünüşünün ardında, ekonomik ve politik bakımdan geri kalmış bir ülke vardı. Bürokraside ve hizmet sektöründe açıkça gözlenen bir çürüme ve yetkisizlik söz konusuydu. Nüfusun % 80’i yoksul köylülerden oluşuyordu. Gelişmeye başlayan sanayi de birkaç büyük fabrikada yoğunlaşmıştı. Ulaşım yetersizlikleri, sanayi ürünlerinin ülke çapında dağıtımını engelliyordu. Bunların yanı sıra, gelişen sanayiyle birlikte kentlerin çevresinde son derece yoksul işçi mahalleleri ortaya çıkmıştı. Bir mutlakiyet rejimi uygulayan Çar II. Nikola, yönetimde son derece keyfî davranıyor, demokrasi yolundaki her türlü muhalefeti acımasızca eziyordu (Serflere özgürlük tanıyan ve birçok liberal reformu gerçekleştiren büyükbabası Çar II. Aleksandr “Narodnaya Volya” (Halkın İradesi) adlı narodnik hareketin düzenlediği bir suikast sonucu öldürülmüştü). II. Nikola’nın, imparatorluğu Uzak Doğu’ya doğru genişletme çabaları, Japonya ile Rusya arasında birtakım çelişkilerin doğmasına yol açtı. 1905 Rus-Japon Savaşı’ndan bozguna uğrayarak çıkan Rusya’da, hoşnutsuzluk kitlesel boyutlara vardı. Savaş vergileri ve ekonomik kriz, dayanılmaz boyutlara ulaştı.

“Kanlı Pazar” denilen 22 Ocak 1905 günü çarın askerleri Kışlık Saray önünde toplanan göstericilere ateş açtılar. Grevler, yerel ayaklanmalar ve suikastler ilkbahar ve yaz boyunca sürdü. Haziran ayında, Potemkin Zırhlısı’nın mürettebatı ayaklandı ve devrim çağrısında bulundu. Ekim ayındaysa, St. Petersburg işçilerinin önderliğinde on günlük bir genel grev yapıldı. Çar, bir anayasa hazırlanmasını kabul etmek zorunda kaldı ve “Ekim Manifestosu” ile bazı medenî hakları ve özgürlükleri tanıdı; seçim yoluyla işbaşına gelen bir “Duma” kuruldu. Çarın bu hareketi, ılımlı muhalefeti bir ölçüde eritti ve hükümetin otoritesini sağlamlaştırmasına yol açtı. Rus tarihine “1905 Devrimi” olarak geçen bu dönemde St. Petersburg işçilerinin kendi temsilcilerinden oluşturdukları bir tür meclis olan “Sovyet” adlı yeni bir örgüt oluştu. Yurt dışında bulunan ve devrimin patlak vermesiyle Rusya’ya dönen Troçki, Sovyet’in başına getirildi. Daha sonra grevler, sokak çarpışmaları, Sovyet’in oluşumu ve rolünden hareketle Lenin de 1905 devrimini 1917 Ekim Devrimi’nin ilk provası olarak nitelendirecektir. 1905 Rusyası’nda güçler dengesinin çarlık lehine gelişerek devrim yenilgiye uğradı ve Sovyet teslim olurken yöneticileri de hapse atıldı. 1914 yılında Rus hükümeti I. Dünya Savaşı’na girdi. Kazanılacak zaferin, ülkeyi eski rejimin etrafında birleştireceğine inanılıyordu. İki yıl içinde Rusya’nın savaş kayıpları milyonları buldu. Cephede savaşan askerlerin silâhları bile yoktu. Sivil halk açlıkla savaşıyordu. Ulaştırma ve taşıma sistemleri tam bir karmaşa içindeydi. Çarlığın son bir yılı içinde, dört başbakan, üç dışişleri bakanı ve üç savaş bakanı görev yaptı. Hükümet, tam anlamıyla ülkeyi yönetemez bir duruma gelmişti. 8 Mart 1917’de (eski Rus takvimine göre 23 Şubat), adı sonradan Petrograd olarak değiştirilen St. Petersburg’da grevler ve gösteriler yaygınlaştı. Kadınların yaptığı gösteriye ateş açılması üzerine polis ve askerler arasında da çatışma başladı ve bu olay “1917 Şubat Devrimi”nin patlak vermesine yol açtı. Menşeviklerin önderliğinde aynı gece Sovyetlerin yeniden kurulması için işçi temsilcileri seçimleri yapıldı. 12 Mart 1917’de (27 Şubat) Duma, Prens G.Y. Lvov’un başkanlığında bir geçici hükümet oluşturdu. Bir gün sonra da, artık hiçbir politik desteği kalmamış olan çar, iktidardan çekildi. Geçici Hükümet ve Sovyet ayrı saray bölümlerinde karargâh kurdular. Geçici Hükümet’in kararları ancak Sovyet tarafından onaylandığı takdirde uygulamaya sokulabiliyordu.

Bu nedenle Şubat’tan Ekim’e kadar geçen süre Lenin tarafından “ikili iktidar” dönemi olarak nitelendirildi. Yurt dışındaki Troçki’nin geri dönerek Sovyet’in başkanlığına getirilmesi, ardından İsviçre’de bulunan Lenin’in de Petrograd’a gelerek Bolşevik Parti örgütünün başına geçmesiyle Rusya’daki siyasî yaşam yeni bir boyut kazandı. Geçici Hükümet’te değişiklikler oldu ve başbakanlığı A. Kerenski üstlendi. Kerenski, Almanya ile savaşı sürdürmek istiyordu, Lenin önderliğindeki Bolşevikler ise emperyalist savaşa son verilmesi doğrultusunda propaganda yapıyorlardı. Bolşeviklerin iktidarı almak için ilk atılımları (Haziran) başarısızlığa uğradı. Troçki ve birçok Bolşevik yönetici hapsedildi, Lenin saklanmak zorunda kaldı. Eylül ayında Kerenski hükümeti sağcı bir karşı darbe düzenleyen Kornilov’a karşı işçileri silâhlandırmak zorunda kaldı. Silâhlandırılan işçilerin Bolşevikleri desteklemesi üzerine Kerenski hapisteki Bolşevik yöneticileri serbest bıraktı ve yönetimdeki etkinliğini büyük ölçüde yitirdi. 6 Kasım 1917’de (eski Rus takvimine göre 24 Ekim) artık Sovyet’te Menşeviklere ve Sosyalist Devrimciler’e karşı çoğunluk sağlamış olan Bolşevikler, Sovyet Askerî Yürütme Komitesi’nin devrim planlarına uygun olarak Kışlık Saray’ı ve geçici hükümet binalarını ele geçirdiler.

Ertesi gün, toprak devrimi programları Bolşeviklerce hemen aynen benimsenmiş olan Sosyalist Devrimciler’in hükümete katılmaya yanaşmaması üzerine yalnızca Bolşeviklerden oluşan bir Halk Komiserleri Konseyi oluşturuldu ve bu konsey ülkedeki tüm Sovyetler tarafından tanındı. Fabrikalara, Kilise’nin ve eski düzen yanlılarının mülklerine el kondu. Rus tarihine “1917 Ekim Devrimi” olarak geçen bu devrimi, Lenin, tarihî görevleri bakımından, devrimin kırsal alanlara taşındığı 1918 yılına dek “burjuva”, ondan sonrası için de “sosyalist” olarak nitelendirdi. İlerlemeye devam eden Alman orduları ile 5 Aralık’ta ateşkes imzalandı. 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile savaş kesinlikle sona erdi. Ateşkesin hemen ardından, Rusya’da iç savaş patlak verdi. Bir yanda İngiltere, Fransa, Japonya ve ABD hükümetleri tarafından desteklenen ve eski çarlık rejimi yanlısı güçlerden oluşan Beyaz Ruslar, diğer yanda ise Troçki tarafından örgütlenen ve eski askerlerle işçilerden oluşan Kızıl Muhafızlar bulunuyordu. Yaklaşık üç yıl boyunca, Kafkasya, Ukrayna, Baltık yöresi ve Sibirya’da şiddetli mücadeleler oldu. 1921 yılında Bolşevikler iktidarı tam anlamıyla ele geçirdiler.

This entry was posted in   R.
Bookmark the   permalink.

administrator has written 6047 articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>